Karabük Ticaret ve Sanayi Odası başkanı Tuncay Özcan,son aylarda yaşanan naylon fatura konusu ile ilgili geniş bir değerlendirme yaptı.
Özcan konuya dair yaptığı açıklamada,“Naylon Fatura konusunda Karabük’te çok beyaz var, açık gri var, gri var, koyu gri var, vardır de diyemeyiz, yoktur da diyemeyiz, ama arkadaşlarımızın geneli, mağdur olmuşlardır, işin kaynağı bir yerdir ve bu da Karabük değildir. Burada yasanın emrettiği şekilde malın faturası, kantar tikesi, depo fişi, malın bedelinin finans kurumları ve kaynaklarınca ödenmesi gibi kanun maddesinde yazan şartların hepsi yerine gelmiştir. Burada vergi Mahkemelerinin aynı olaya maruz kalan iki kişiye farklı, iki kişiye de farklı ceza verdiğini veya kanaat verdiği belgeleri de elimdedir benim. Yani aynı olaydan muzdarip dört kişi mahkemede iki tanesi beraat ediyor, iki tanesi suçlu oluyor. Aynı Vergi Mahkemesi, aynı Vergi Mahkemesi Başkanı. Dolayısıyla bu işin şu anda bir kısmı hukuka da intikal etmiştir. Burada aynı olaya maruz kalmış beraat eden arkadaşlarımız vardır beraat ettikleri davalar da emsal teşkil edecektir. Dolayısıyla Karabük’te işin sonunda hukukumuza da güveniyoruz, güvenmek istiyoruz burada ciddi manada can yakıcı şeyler çıkmayacaktır diye ümit ediyorum ama burada arkadaşlarımızın ciddi bir kısmı mağdurdur. İşin içersinde bir paralel kumpas vardır, konunun bir kısmı zaten yargıya intikal etmiştir. Beraat ile sonuçlanmış mahkeme kararları diğerlerine de emsal teşkil edecektir umarım Karabük ekonomisi bu işten zarar görmeyecektir” dedi.
Timurçin Saylar ise açıklamasında; “Burada bir sektör var. Karabük Demir Çeliğin başkenti diyoruz. Eğer biz bu olayla alakalı Başkanımızın dediği gibi işte beyaz, açık gri, gri, koyu gri ayırt etmezde, herkesi koyu griye kadar getirirsen burada bir sektörü öldürürsün, Türkiye çapında da burayı güvensiz hale gelecek bir pozisyona getiririz. Biz diyoruz ki buradaki sıkıntının başı Karabük değil. Karabük olmamasına rağmen bu işin bütün ihalesinin Karabük’e yıkılmasına ben razı olamam. Biz bununla alakalı gidip yok şöyle olsun, yok böyle olsun, bizim şahıslarla hiç işimiz olmadı, biz Başkanla gidip DÇ Tesisleri ile alakalı ve Türkiye’deki ticaretle ilgili, yalnız DÇ ile ilgili değil, Türkiye’nin ekonomisi ile alakalı Maliye bakanlığına biz taleplerimizi sunduk, dedik ki Türkiye’deki ticaret bu şekilde maddelerle bunlar düzeltilirse Türkiye’deki ticaretin önü daha iyi açılır ve düzgün hal alır kimse kimseyi de bundan sonra suçlayacak hale gelmez. Hem sayın Bakanımıza, hem de oradaki Denetleme Kurulu Başkanına bu sektörü bilen arkadaşlardan aldığımız bilgileri getirerek öneri sunduk ve sayın Bakanımız da bu önerileri doğru buldu ve bu şekilde bu düzenlemelerden sonra bu sektörde her 10-15 senede bir böyle sıkıntı bundan sonra yaşanmayacağını, bazı değişikliklerle işin düzgün hale geleceğini biz söyledik. Ama kamuoyunda işte niye gittiler, şöyle oldu, bunlar değil arkadaşlar bir örnek vereceğim Tekstil sektörü Karabük’te neydi, ne oldu? böyle düşünmek lazım. Şimdi tekstil sektörümüz yok, bir sürü insan çalışıyordu orada. Ama şu anda biz aynı sıkıntıyı DÇ Tesislerinde yaşamamız lazım. İki sonra DÇ sektöründe ondan başladım, demek ki oda yapıyor oraya da gideyim diyince bir sektörü öldürürsünüz. Ama bu işin asıl kaynağı Karabük değilken, ihalenin Karabük’e kalmasına razı olma şansımız yok, biz buna müdahale ettik, çünkü işin başı değiliz” dedi.
Yeniden söz alan Ticaret ve sanayi Odası Başkanı Tuncay Özcan, “Karabük’teki denetleme Zonguldak’a bağlı Zonguldak’taki işin başındaki arkadaş Bakanlık oluruyla görevden alındı, oraya yeni bir arkadaş atandı, bizim Bakan beyden talebimiz net şu oldu. “sayın bakanım burada aynı olayla ilgili aynı kişiden, aynı firmadan kaynaklanan sıkıntılardan dolayı bir kat, üç kat, beş kat ceza var. Şimdi kendi içersinde b ir adaletsizlik var. Zonguldak’ta bu konuyla ilgili çok spekülasyonlar var, orada çalışan arkadaşı da siz bir gerekçe ile görevden aldınız, dolayısıyla bizim buradaki Zonguldak’tan kaynaklanan bu heyetle ilgili güven problemimiz oluşmuştur. Cezaların eşit olmayışından, kanaatlerin farklı oluşundan, aynı kişiden, aynı olaydan kaynaklanan şeylerden dolayı, bizde güven problem olmuştur. Benim sizden ricam Karabük’teki bu operasyonu şu anda durdurun. Ya bakanlıkta bir heyet kurun, Karabük’teki tüm dosyaları bakanlıkta güvendiğiniz heyet yeniden incelesin tarafsız şekilde, ya da yeniden bir heyet oluşturup ayrı bir heyet “buradaki müfettiş arkadaşlara bir demiyorum” Karabük’e gönderin incelenmemiş ve daha önce incelenmişler tamamen incelensin bunun neticesinde de ceza unsuru olanların tamamına ceza kesin, ne gerekiyorsa yapın. Cezayı hak edenler içersinde eşit olun, hak etmeyen varsa da hakkını teslim edin, sizden talebimiz budur” dedim. Sayın Mehmet Ali bey de Timuçin bey de vardı, Bakan bey bunu uygun gördü. Bu neticede süreç devam ediyor mahkemesi, görülenler hukuki manada haklarını aramaya devam edecekler. DÇ sektöründe bu işin bir daha olmasını engelleyecek kanun önerilerimiz ve tekliflerimiz oldu. bakan bey bunları da makul gördü. Bazı arkadaşların Ticaret Odası Naylonculara sahip çıkıyor. Arkadaş 50 tane üyemin içersinde bilsem ki bir tanesi temiz o biri için bile bu mücadeleyi yaparım. Ben işine gelenlerin Ticaret Odası Başkanı, işine gelmeyenleri Başkanı değil falan değilim. Ticaret Odası kimsenin pisliğini örtmez, kimsenin ayıbını halının altına süpürmez, ama Ticaret Odası Karabük’teki ekonominin ayakta kalması için namusuyla, şerefiyle, haysiyetiyle, sermayesiyle iş yapan adamların ekonomiye katkı vermesi için ama bunun yanında da kahpeler varsa, şerefsizler varsa, art niyetli para kazananlar varsa bunlar da cezasını çekisin, Allah Belasını versin. Bunlarında yanında durmayız, durmadık da, durmayacağız da” dedi.